Deniz anaları nasıl ürer? – Türkiye’de Deniz anaları

297
Görüldü

Deniz anaları

Denizanası

Denizanası veya medüz, serbestçe yüzen ve beyni bulunmayan deniz canlısı. Denizanaları, yassılaşmış ve yüzmeye uyum yapmış varlıklar olarak tanımlanabilirler.
Vücut şekli çoğunlukla yayvan ya da kubbeli bir şemsiye şeklindedir. Poliplerden daha karmaşık yapılı canlılardır. Yüzme organı olarak bir şemsiye gelişmiştir. Bu organ sayesinde hayvan ileriye doğru hareket eder. Medüzlerin beyinleri yoktur. Bunun yerine sinir sistemleri ışığa ve kokuya duyarlı şekilde gelişmiştir. Küçük balıklarla ve diğer küçük deniz canlılarıyla beslenirler. Vücutları hidrodinamik olmadığı için yavaş yüzerler ve avlarını yakalamalarına yardımcı olacak şekilde bir dalgalanma yaratırlar. Denizanaları bir eşeysiz üreme şekli olan tomurcuklanmayla ürerler.
Denizanasının çeşitli türleri dokungaçlarında zehir taşırlar. Başka bir canlının bunlarla teması halinde, denizanasının ölü olduğu durumlarda bile, zehirlenme söz konusu olabilir. Bu durum denizanası sokması olarak nitelendirilir.

Deniz anaları nasıl ürer? -Türkiye'de Deniz anaları
deniz anası çeşitleri

Deniz anası çeşitleri ve sınıflandırılması

  • Scyphozoa (Büyük denizanaları)
  • Cubozoa (Zehirli denizanaları)

Büyük denizanaları ScyphozoaB

Hepsi denizlerde yaşayan oldukça küçük bir gruptur. Yaşam döngülerinde polip formlar da bulunmakla beraber medüz formlar daha çoğunluktadır. İlk kas hücrelerinin görüldüğü gruptur. Polip formları genellikle tekil yaşayan hayvanlardır. Medüz formlar ise kenarları loblu ve strabilasyonla oluşan en büyük medüz canlıları oluşturan grubu oluşturur.

Cubozoa (Zehirli denizanaları)

Zehirli Denizanasının dokunaçları ve kamçıları minik şeffaf keseciklerle doludur. Bu keseciklerin içinde, toksin madde; diğer bir deyişle ‘zehir’ bulunmaktadır. Denizanasının birçok türü için ‘zehirli’ dersek yanlış olmaz. Başka bir canlıyla olan temasında, hatta bazen denizanası ölü olduğu durumlarda bile, zehirleme etkisi gösterebilir. Denizanasının teması durumunda, dokunaçları deriye doğru büzülür ve yapışır. O sırada dokunaçların üzerindeki kesecikler henüz açılmamıştır. Açılmamış bir keseciğin açılma anı, toksinin etki şiddetini artırır. Bu sebeple, bir denizanasının teması durumunda, yapılacak en doğru şey; keseciklerin açılmasını engellemek ya da temas ettiği yüzeyden denizanasını geri çekmektir.

Deniz anası nasıl ürer?

Denizanaları hem bir eşeysiz üreme şekli olan tomurcuklanmayla ürer hem de eşeyli üreyebilirler. Eşeyli üremede, dişi yumurta hücreleri erkek sperm hücreleri ile döllenir. Daha sonra eşeysel bezlerde bulunan üreme hücreleri suya dökülür ve yumurta suda döllenir. Yumurta sırasıyla larva ve polip evrelerini geçirdikten sonra bir denizanası haline gelecektir.

DENİZANALARI İLE TEMAS SONRASI OLUŞAN YARALANMALARA YAKLAŞIM

Denizanalarının deri ve mukozalara teması sonucunda

genellikle istenmeyen lokal reaksiyonlar ve nadiren de sistemik toksik etkiler görülmektedir. En yaygın görülen etkiler, lokalize ağrı, şişme ve
kaşıntı gibi cilt reaksiyonlarıdır. Bununla birlikte deri iltihaplanmasından nekroza varan ciddi lokal etkiler de görülebilmektedir. Bazı türlere maruziyet sonucu, kişinin bünyesine göre kardiyak ve nörolojik semptomları içeren daha ciddi komplikasyonlar, anjiyoödem ve anafilaksi oluşabilmekte, hatta ölüm görülebilmektedir. Bu etkiler denizanalarında bulunan ve genellikle polipeptid yapıda olan zehirlerin bulaşmasıyla oluşmaktadır.

Denizanası ile temas sonucunda, nematosistlerden salıverilen zehirler, türden türe farklılık göstermekle birlikte; genel olarak nörotoksik peptidler, biyoaktif lipidler, katekolaminler, histamin, hiyalüranidazlar, fibrolizinler, kininler, fosfolipazlar ve çeşitli hemolitik, kardiyotoksik, nefrotoksik, miyotoksik ve dermonekrotik etkiye sahip toksinleri içermektedir. Denizanası zehirlenmelerine bağlı olarak, lokal düzeyde akut ve bazen de gecikmiş enflamatuvar-allerjik yanıt; sistemik olarak ise akut veya gecikmiş tipte aşırı duyarlılık reaksiyonları (bronkokonstrüksiyona bağlı solunum güçlüğü, hipotansiyon ve şok) görülebilmektedir.

Denizanası zehirlenmelerinin tedavisinde amaç

genel olarak, zehiri etkisizleştirmek veya etkisini azaltmak, nematosistlerden daha fazla zehir salınımını önlemek, zehirin lokal ve sistemik etkilerini hafifletmek veya bertaraf etmek ve en önemlisi insan hayatını korumaya yöneliktir. Unutulmamalıdır ki, denizanalarına bağlı zehirlenmeler sonucu görülen semptomlar, denizanası türüne göre değişmekte olup, tedavi yaklaşımları da küçük farklılıklar arz edebilmektedir. Lokal seyreden durumlarda, lokal anestezik,topikal antihistaminik ve glukokortikoidler ile sistemik uygulanan analjezik ve antihistaminik ilaçlar tercih edilirken; sistemik reaksiyonlarda (şok, solunum güçlüğü vb.) derhal klinikte müdahale şarttır.

Hayatı tehdit eden bir durumda, havayolu desteği ile birlikte oksijen uygulaması, aşırı hipotansiyon için intravenöz sıvı desteği ve sempatomimetikler; aşırı duyarlılık reaksiyonları için ise sistemik yoldan glukokortikoidler (kortikosteroidler) hastaya uygulanır. Acı ve ağrının geçmemesi durumunda vakit kaybetmeden bir hekime başvurulmalıdır. Bu aşamada, hastaya hekim tarafından oral yoldan analjezik kullanımı (örn. parasetamol, ibuprofen) önerilebilir.

Denizanası ile temas etmiş vücut bölgesi

deniz suyu ile ovalamadan nazikçe yıkanmalıdır. Deniz suyunun acil müdahalelerdeki yararı ve ağrıyı azaltmadaki etkinliği kanıtlanmıştır. Tentaküllerin yıkanmasında deniz suyu tercih edilmelidir. Bu aşamada, temas bölgesini bandajla kapatmamak (oklüzyon yapmamak), etil alkol (kolonya vs.) ve sirke kullanmamak gerekmektedir. Laboratuvar çalışmaları, nematosistlerden zehir salınımını arttırdığını gösterdiğinden, bölgenin bandajlamasından kaçınılmalıdır. Yine etil alkol ve metil alkol (metanol), nematosistlerden zehir salınımını büyük oranda arttıracağından kesinlikle kullanılmamalıdır. Bazı türler için yararlı olsa da sirkenin, denizanası maruziyeti tedavisinde olumlu etkisine kıyasla daha fazla olumsuz etkisi bulunmuştur. Sadece Carybdea marsupialis (Cubozoa) ve Chrysaora hysoscella (Scyphozoa) türleri ile zehirlenmelerde, maruziyet bölgesi 30 saniye boyunca %4-6 asetik asit içeren sirkeye daldırılmalıdır. Eğer bulunabiliyorsa 5 dakika boyunca soda (kabartma tozu, sodyum bikarbonat)-deniz suyu kombinasyonu (%50 NaHCO3 ve %50 deniz suyu karışımı) temas eden tentaküllerin zehirinin daha fazla difüze olmasını önlemek için uygulanmalıdır.

Bu arada deri üzerine yapışmış nematosist içeren tentakül kalıntılarını sert plastik bir kart, forseps veya cımbız ile uzaklaştırmak doğru bir yaklaşımdır. Acıyı ve ağrıyı azaltmak için 5-15 dakika süreyle buz kompresyonu uygulamak yarar sağlayabilir. Bazı durumlarda, 42-45°C sıcak su uygulamasının,nematosistlerden zehir salınımını önlemede ve oluşan ağrıyı hafifletmede buz kompresyonuna göre daha fazla fayda sağlayabildiği bildirilmiştir. Bazı denizanası zehirlenmelerinin, gecikmiş denizanası envenomasyon (zehirlenme) sendromu olarak adlandırılan, gecikmiş böbrek ve karaciğer yetmezliği komplikasyonlarına yol açtığı bildirilmiştir. Yüksek miktarda denizanası zehirine maruziyete bağlı kardiyotoksisite sonucu oluşan kardiyovasküler kollaps nedeniyle iki saat içinde gelişen ölüm vakaları da raporlarlanmıştır.Aynı zamanda zehirlenmeden dakikalar veya saatler sonra solunum depresyonu görülebildiği bilinmektedir. .

Duruma göre, etkilenen alana soğuk kompres uygulaması yapılmalı;fayda sağlanamazsa 30 dakika boyunca veya ağrı bastırılana kadar 42-45°C suya daldırılmalıdır.Sistemik semptomların başlaması önlenemezse veya ağrı azalmayıp daha da yoğunlaşırsa yaralının hastaneye yatırılması gerekmektedir.

DENİZANALARININ ÖZELLİKLERİ VE TÜRKİYE KIYI SULARINDA BULUNAN TÜRLER

Filum Cnidaria (knidliler, haşlamlılar) üyeleri genelde denizlerde, çok az türü tatlı sularda bulunan, hayat evrelerinde belirgin bir polimorfizm görülen canlılar topluluğudur ve 5 sınıfa (Hydrozoa, Scyphozoa, Staurozoa, Cubozoa, Anthozoa) ayrılır. Scyphozoa, Hydrozoa ve Cubozoa sınıfı üyeleri genelde denizanaları olarak bilinir ve zararlı denizanaları çoğunlukla bu sınıflara ait türlerden oluşur.

Dünya üzerinde yaklaşık 250 Scyphozoa türü bulunurken, bunların sadece 20 türü Akdeniz’de yaşamakta ve 13 türü yaygın olarak bulunmaktadır (Mariottini ve Pane, 2010). Türkiye kıyı sularında ise 13 Scyphozoa, 19 Hydrozoa ve 1 Cubozoa türü bulunmaktadır. Bu canlıların yaşadıkları bölgelere göre boyları, renkleri ve zehirin toksisite potansiyeli değişmektedir. Tüm denizanalarında düşmanlarından korunmaya ve avlarını yakalamaya yarayan mikroskobik bir organ olan nematosistler (yakıcı kapsül) bulunur. Nematosistin dış tarafını çepeçevre saran bir kapsül, içinde çok defa dikenler, kıllar ve dişlerle donatılmış bir iplik, zehir ve uç kısmında bir kapak bulunur.

Uyarılmayla uçtaki kapaklar açılır ve diken ya da testerelerle donatılmış ipliksi yapı dışarıya fırlatılarak temas eden canlıya saplanır veya sarılır. Nematosistler tentakül dediğimiz dokunaçlarda ve vücudunun etrafında yer alır. Denizanalarının zehirlerinin, dermotoksik, kardiyotoksik ve hemolitik etki gibi çok çeşitli toksik etkileri bulunmaktadır. Görülen etkiler genelde maruziyetin kolay olduğu deride ortaya çıkmaktadır. Özellikle deride gözlenen akut etkiler ağrı ve enflamasyondur. Ancak, tekrar vurgulamak gerekir ki bu denizanalarının hayatı tehdit edebilecek sistemik toksik etkiler gösterdiği bilinmektedir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz